Murat Beyazyüz kişisel simgesi

Doç. Dr. MURAT BEYAZYÜZ

Kirli Ayakkabılar: Çocukların Özgürlüğü Nereye Gitti?

Evin girişinde ayakkabısının temiz tabanını inceleyen bir baba

Murat Beyazyüz

(Bu yazı ilk olarak 26 Kasım 2025 tarihinde dibace.net İnternet Sitesinde yayımlanmıştır.)

Yazının tamamını okumak için buraya tıklayabilirsiniz.

Küçüklüğümden beri garip bir ritüelim vardır. Dışarıdan eve geldiğimde, ayakkabılarımı dolaba koymadan önce mutlaka tabanlarına bakarım. Ne kadar kirlenmiş, tırtıkların arasına ne girmiş, genel olarak nasıl bir iz bırakmış o gün yaşadıklarım, bunları incelerim. Çocukken her akşam farklı bir hikâye anlatırdı ayakkabılarımın tabanları: bazen çamur, bazen ezilmiş bir meyve, bazen bir sakız, bazen tanımadığım bir maddenin yapışkan izi. Şimdi ise aynı ritüeli sürdürüyorum ama artık görecek pek bir şey olmuyor. Evden çıkıyorum, otoparka gidiyorum, arabama biniyorum. İşe geliyorum, arabayı otoparka bırakıp asansörle ofise çıkıyorum. Akşam aynı rotayı ters yönde tekrarlıyorum. Ayakkabılarımın altında sadece hafif, anonim bir kirlenme var; her gün aynı, her gün belirsiz.

Bu bir yere kadar normal tabii. Ben sokaklarda büyüyen bir çocuktum. Ayakkabılarım o gün yaptıklarımı gösterirdi; bir çeşit günlüktü, her akşam “okurdum” onları. O koyu kahverengi çamur toprakta oynadığımın işaretiydi; ezilmiş meyve bir bahçede, bir ağacın altında vakit geçirdiğimin kanıtıydı; nerede sakıza bastığımı bile hatırlardım bazen. Şimdi ise ayakkabılarıma baktığımda hiçbir şey görmüyorum; daha doğrusu, her gün aynı şeyi görüyorum: belirsiz, anonim, hikâyesiz bir kirlenme. Hangi günün kiriymiş bu, ayırt edilemez.

Ama beni asıl huzursuz eden, oğullarımın ayakkabıları. Onların ayakkabıları da neredeyse her zaman tertemiz. Bazen eve geldiğimde, biraz gizlice kontrol ediyorum, sanki bir şeyin kanıtını arıyormuşum gibi. Ve nadiren, çok nadiren, biraz çamur ya da ayakkabının kenarında bir çimen yeşili gördüğümde tuhaf bir sevinç duyuyorum. “Bugün gerçekten dışarıdaydılar” diyorum kendi kendime. Ama çoğu zaman ayakkabıları benimkiler gibi temiz, steril, hikâyesiz. Ve bu beni üzüyor. Bir suçluluk geliyor: ben mi yanlış yapıyorum, onları yeterince “dışarıda” bırakmıyor muyum? Yoksa bu sadece çağın hali mi ve ben geçmişte kalan çocukluğumu onların üzerinden mi arıyorum?

Devamı için…


Bu yazı 26 Kasım 2025 tarihinde dibace.net İnternet Sitesinde yayımlanmıştır.

Yazının tamamını okumak için buraya tıklayabilirsiniz.

Benzer yazılar okumak için kategori seçebilirsiniz.

Yorum yap

Bir Cevap Yazın

Dr. Murat Beyazyüz sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin