Murat Beyazyüz
(Bu yazı ilk olarak 2 Aralık 2025 tarihinde dibace.net İnternet Sitesinde yayımlanmıştır.)
Yazının tamamını okumak için buraya tıklayabilirsiniz.
Birkaç hafta önce bir hastam bana şöyle dedi: “Hocam, sizinle konuşurken bile bir maske takıyorum. Ama en kötüsü, evde de aynı maskeyi takıyorum. Hatta bazen aynada kendime bakarken bile.” Sustu, sonra ekledi: “Maskeyi ne zaman çıkaracağımı unuttum.” Söyledikleri çarpıcı geldi bana ve bu ifadelerini bir yazıda kullanmak için kendisinden izin istedim.
O günün akşamında eve dönerken bu cümleleri düşündüm. Kendi maskelerimi düşündüm. Muayenehanede takındığım hekim yüzünü, evde takındığım baba yüzünü, toplantılarda takındığım meslektaş yüzünü. Hangisi bendim? Hepsi mi, hiçbiri mi? Ve asıl soru: bu maskelerin altında gerçekten bir yüz var mı, yoksa maskeler birbirinin üstüne mi yığılmış?
Samimiyet dediğimiz şey, aslında bu soruların cevabında gizli. Karşımdaki kişi gerçekten burada mı? Söylediği söz ile bakışının, tebessümünün, susuşunun arasında bir uyum var mı? Bedeninden gelen sinyaller ile cümleleri aynı hikâyeyi mi anlatıyor? Samimiyet, belki de bu hikâyeler arasındaki mesafenin makul bir düzeyde kalmasıdır.
Bu yazı 2 Aralık 2025 tarihinde dibace.net İnternet Sitesinde yayımlanmıştır.
Yazının tamamını okumak için buraya tıklayabilirsiniz.
Benzer yazılar okumak için kategori seçebilirsiniz.


Bir Cevap Yazın