Sanat ve Edebiyat
-
Yevgeni Onegin: Salonların Sessiz İktidarı
Salonlar yalnızca sohbet ve dans mekânları mıdır, yoksa itibarın dağıtıldığı, dedikodunun hüküm verdiği görünmez parlamentolar mı? Puşkin’in Yevgeni Onegin’i, onur baskısının iki insanı istemedikleri bir düelloya nasıl sürüklediğini ve dünün salonlarının bugünün dijital dünyasında nasıl yaşamayı sürdürdüğünü gösteriyor.
-
Maça Kızı: Hızlı Zenginleşme Fantezisi ve Aklın Çöküşü
Hızlı zenginleşme hayali, insanın yalnız parasını değil, aklını ve ahlaki sınırlarını da nasıl ele geçirir? Puşkin’in Maça Kızı, kendisini kumarbazlardan daha akıllı gören Hermann’ın kontrol yanılsaması içinde gerçeklikten kopuşunu ve bireysel çöküşün ardındaki toplumsal fanteziyi anlatıyor.
-
Dubrovski: Adalet Çöktüğünde İnsan Ne Yapar?
Mahkeme, hâkim ve mühür yerindeyken adalet işlemiyorsa insan neye tutunur? Puşkin’in Dubrovski romanı, gücün hukuku ele geçirdiği bir düzende meşruiyetin çöküşünü ve hak arayan insanın sistem dışına, intikama ve şiddete sürüklenişini anlatıyor.
-
Yüzbaşının Kızı: Meşruiyetin Kuruluşu, Karizma ve Düşmanla Diyalog
Taç giymemiş, saray tarafından tanınmamış bir adam nasıl binlerce kişiyi peşinden sürükleyebilir? Puşkin’in Yüzbaşının Kızı, meşruiyetin bazen yasadan değil bir hikâyeden ve karizmadan, düşmanlar arasındaki diyaloğun ise unutulmayan küçük bir iyilikten doğduğunu gösteriyor.
-
Boris Godunov ve Sessizliğin Anlamları
Bir finalde halk yeni çarı alkışlar, ötekinde yalnızca susar. Puşkin’in birkaç kelimelik değişikliği, sessizliğin korku mu, ihtiyat mı, yoksa iktidarın meşruiyetini askıda bırakan bir itiraz mı olduğunu sorduruyor.
-
Toprakla Bir Olmak mı, Toprağa Hükmetmek mi?
İnsan toprağa sahip olduğunu düşündüğü anda, onunla arasındaki kadim bağdan neyi kaybeder? Steinbeck’in Bilinmeyen Bir Tanrıya romanı, Joseph Wayne’in mistik yolculuğu üzerinden doğayı mülk saymakla onun bir parçası olmayı seçmek arasındaki uçuruma bakıyor.
-
Anlamsızlığa Tutunmak ya da Bir Mazeret Olarak İdeoloji
İnsan bazen hayata yenildiği için değil, yenilgisini açıklayan kusursuz bir hikâyeye tutunduğu için yerinden kıpırdayamaz. Orwell’ın Gordon Comstock’u üzerinden ilerleyen bu yazı, ideolojinin ve anlamsızlık söyleminin ne zaman bir başkaldırı olmaktan çıkıp sorumluluktan kaçışın mazeretine dönüştüğünü sorguluyor.
-
Berlin Duvarı’nda Çello Çalan Adam
Berlin Duvarı’nın önünde alelade bir sandalyeye oturup Bach çalan yaşlı adam, yalnızca büyük bir çellist değildi. Şostakoviç’in aşağılanmasına tanık olmuş, Soljenitsin’e evini açmış ve vicdanının sesini susturmadığı için ülkesinden sürülmüş Mstislav Rostropoviç’in hayatı, sanatın iktidar karşısında ne zaman cesarete dönüştüğünü anlatıyor.
-
13. 1911: Maurice Maeterlinck
1911 Nobel Edebiyat Ödülü, Fransızca yazan Belçikalı Maurice Maeterlinck’e verildi. Akademi sekiz yıl önce karanlık ve belirsiz bulduğu yazarı, bu kez şiirsel idealizmi nedeniyle ödüllendirdi.
-
12. 1910: Paul Heyse
1910 Nobel Edebiyat Ödülü seksen yaşındaki Alman yazar Paul Heyse’ye verildi. Arşiv, kararın arkasında bir edebî tartışmadan çok, seksen üç imza ve sekseninci yaş kutlamasının ağırlığını gösteriyor.










